2 Kasım 1943

03 Kasım 2007





2Kasım 1943 Karaçay halkının atayurtlarından sürgün edilişinin yıldönümünü anmak ve hatırlatmak için sitemiz bir gün süreyle kapalıydı. Sürgünde ölenlerin mekanları cennet olsun.



1941 yılında Rus-Alman savaşının patlak vermesinden önce Karaçay-Malkar'da NKVD birlikleri ile Karaçay-Malkar gerillaları arasında şiddetli çatışmalar cereyan etmekteydi. Stalin tarafından 1929 da başlatılan zorunlu kollektifleştirme Karaçay-Malkar'da sert bir direnişle karşılaştı. Kollektifleştirme hareketleriyle birlikte özel mülkiyete el konulmak istenilmesi ve köylü sınıfının ortadan kaldırılmaya çalışılması Karaçay-Malkarlıları Sovyet yönetimine karşı itaatsizliğe sevk ediyordu. Böylece 1929-1930 yıllarında Karaçay-Malkarlılar büyük bir isyan başlattılar. Bu isyan Kızıl Ordu ve GPU birliklerine karşı gerçek bir askeri mücadeleye dönüştü. Bashan, Çegem, Holam ve diğer dağlık bölgelerin tümü Malkar Türklerinin kontrolüne geçti ve tamamen komünistlerden temizlendi. Öte yandan Mikoyan-Şahar [Karaçayevsk] ve Narsana [Kislovodsk] şehirleri de Karaçaylıların kontrolüne geçmişti. Karaçay-Malkarlıların direncini silah zoruyla kıramayacağını fark eden Sovyet hükümeti stratejisini değiştirdi. Kolhoz sisteminin kaldırılacağına ve özel mülkiyetin geri verileceğine dair sözler verilen propaganda metinleri uçaklarla bölgeye atıldı. Stalin'in bu manevrası başarılı oldu ve bağımsızlık yanlısı Karaçay-Malkarlılarla arabuluculuk yapacak yerel komisyonlar kuruldu. Ardından silahlarını bırakmaları şartıyla bu mücadelede yer alan liderler dahil herkesi kapsayacak genel af ilan edileceği duyuruldu. Karaçay-Malkarlıların birçoğu Stalin'in verdiği sözlere kanıp evlerine geri döndüler. Ancak hepsi daha sonra bu yaptıklarına pişman oldu. Çünkü silahlarını teslim ettikten hemen sonra Ruslar askeri operasyonlara başladılar. Tutuklananların hepsi ya toplama kamplarına gönderildi ya da hemen idam edildi. Sadece idam edilen Karaçay-Malkarlılardan sayısı 3.000 kişidir. Böylelikle Karaçay-Malkarlılar Bolşeviklere güvenilemeyeceğini çok acı bir biçimde anladılar. 1936 yılında Sovyet yetkilileri Karaçaylı komünistleri de tutuklayıp idam etmeye başladılar. Böylece Karaçaylıların aydın tabakası tamamen ortadan kaldırılmıştır. 1938 yılına gelindiğinde Karaçay'da idari görevlerde çalışabilecek tek bir Karaçaylı yönetici dahi kalmamıştır.

25 Temmuz 1942 tarihinde Alman orduları Rostov şehrini ele geçirdikten sonra Kafkasya'ya girdiler. Kızıl Ordu birlikleri hiçbir direniş göstermeden geri çekildiler. NKVD birlikleri de dağlara çekilip Almanlara karşı gerilla savaşı vermeyi düşünüyorlardı. Fakat dağlarda onları bekleyen Karaçay-Malkar savaşçıları NKVD askerlerini rahat bırakmadılar. Şiddetli geçen çarpışmalardan sonra NKVD birlikleri Karaçay-Malkarlılara yenilerek Karaçay-Malkar bölgesini terk ettiler. Almanlar gelmeden önce bölgenin kontrolü tamamen Karaçay-Malkarlıların eline geçmişti. Almanlar Karaçay-Malkar bölgesine girdikten sonra Karaçay-Malkarlıların sevgi ve saygılarını kazanmak için hiç kimsenin dinine, özel mülkiyetine ve özgürlüğüne karışılmayacağını söylediler. Kapatılan camiler yeniden açıldı ve kolhozlar kaldırıldı. Fakat Almanlar bölgede fazla kalamadılar. 1942 yılı sonlarında Stalingrad bozgunu ardından Almanlar Kafkasya'dan geri çekilmek zorunda kaldılar. İşte bu durum Karaçay-Malkarlılar için oldukça büyük ve acı bir darbe olmuştur. Çünkü Almanların Kafkasya'dan çekilmesinden hemen sonra Kızıl Ordu birlikleri uçak, tank ve toplarla Karaçay-Malkar topraklarına büyük bir saldırı gerçekleştirmiş ve bütün Karaçay-Malkar köylerini yerle bir etmiştir.

Fakat Sovyet hükümeti bununla da yetinmemiş, J. Stalin başkanlığında toplanan SSCB Devlet Güvenlik Komitesi 12 Ekim 1943 tarihinde aldığı bir kararla Karaçaylıları 2 Kasım 1943 tarihinde; 5 Mart 1944 tarihinde aldığı bir kararla da Malkarlıları 8 Mart 1944 tarihinde topyekün Orta Asya'nın muhtelif yerlerine sürgün etmiştir.

NKVD'nin bu kararnameleri üzerine 2 Kasım 1943 ve 8 Mart 1944 tarihlerinde sabaha karşı saat 06'da Karaçay-Malkarlılar sürgün edilmek için apar topar uyudukları yataklarından kaldırıldılar. Babaları, kocaları, oğulları, kardeşleri yani kısacası Karaçay-Malkarlı yetişkin erkeklerin büyük çoğunluğu cephede Sovyet ordusu saflarında Almanlara karşı savaşırlarken; tamamı yaşlılar ile kadın ve çocuklardan oluşan 63.323 Karaçaylı ve 37.713 Malkarlı tren istasyonlarına yığılarak hayvan vagonlarına dolduruldular. Nereye ve niçin götürüldüklerini bilmeyen bu çaresizler on üç gün boyunca aç ve susuz bir halde trenlerle Orta Asya'nın muhtelif bölgelerine dağıtıldılar.

Karaçay-Malkar Türkleri on dört yıl süren sürgün hayatlarında gerçekten de çok büyük acılar çekmişlerdir. Orta Asya'nın muhtelif yerlerinde çocuklar annelerinden, kadınlar kocalarından, yaşlılar evlatlarından ayrı ve dağınık bir şekilde ölüme terk edilmişlerdir. Bu şekilde açlık ve sefalet içerisinde hayat mücadelesi veren Karaçay-Malkar Türkleri sürgün hayatları boyunca nüfuslarının yarısını kaybetmişlerdir.
J. Stalin'in ölümünden sonra Sovyetler Birliği'nin başına geçen Kruşçev'in izni ve Sovyet Yüksek Şurası'nın kararıyla 1957 yılında Karaçay-Malkar Türkleri kendi yurtlarına dönmüşlerdir. Fakat Karaçay-Malkar Türklerine yapılan zulüm bununla da bitmemiş uzun yıllar boyunca güvenilmez halk veya vatan haini muamelesi görmüşlerdir. Hatta SSCB Parlamentosu yurtlarından zorla sürgün edilen halkların kanun dışı yollarla ve haksız yere sürgün edildikleri hususunda ve bu halkların iade-i itibarı konusundaki bildirisini ancak 14 Kasım 1989 tarihinde deklare etmiştir. Bunu müteakiben Rusya SSC Parlamentosu da sürgüne tabi tutulan halkların iade-i itibarı hakkındaki kanunu 16 Nisan-18 Ekim 1991 tarihinde kabul etmiştir.